CBAM Nedir? Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Türkiye Çelik Sektörüne Etkisi
CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) nedir? 2026 kesin rejimi, Türkiye çelik sektörüne etkisi, karbon maliyeti hesaplaması ve uyum rehberi.
Giriş — CBAM Nedir ve Neden Önemli?
CBAM nedir? CBAM (Carbon Border Adjustment Mechanism — Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması), Avrupa Birliği’nin karbon kaçağını önlemek amacıyla geliştirdiği ve AB’ye ithal edilen belirli ürünlere karbon maliyeti yükleyen bir düzenleme mekanizmasıdır. CBAM, AB’nin iklim politikalarının uluslararası ticaret boyutundaki en kritik aracıdır ve “Fit for 55” (55’e Uyum) paketinin temel bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Mekanizmanın temel amacı, AB içindeki üreticilerin Avrupa Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) kapsamında ödedikleri karbon maliyetini, AB dışından ithal edilen ürünlere de yansıtarak eşit rekabet koşulları sağlamaktır.
AB Yeşil Mutabakat (European Green Deal), Avrupa kıtasını 2050 yılına kadar iklim nötr hale getirmeyi hedefleyen kapsamlı bir politika çerçevesidir. Bu çerçevede AB, kendi sınırları içindeki endüstriyel emisyonları EU ETS aracılığıyla fiyatlandırmakta ve üreticileri daha temiz üretim yöntemlerine yönlendirmektedir. Ancak AB’deki üreticilerin karbon maliyeti yüklenirken, aynı ürünleri karbon maliyeti ödemeden AB’ye ihraç eden üçüncü ülke üreticilerinin rekabet avantajı elde etmesi “karbon kaçağı” (carbon leakage) riskini doğurmaktadır. CBAM, tam da bu riski ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır.
CBAM nedir sorusu, Türkiye açısından hayati bir öneme sahiptir. Çünkü Türkiye, AB’nin en büyük çelik tedarikçilerinden biridir. Türkiye demir çelik sektörünün 2025 değerlendirmesinde de vurgulandığı gibi, Türk çelik ihracatının yaklaşık %35-40’ı AB ülkelerine yönelmektedir. Bu durum, CBAM’ın Türkiye çelik sektörü üzerindeki etkisini doğrudan ve güçlü kılmaktadır. Yıllık milyarlarca dolarlık AB çelik ihracatı düşünüldüğünde, CBAM uyumunun stratejik bir zorunluluk olduğu açıkça ortadadır.
demircelikstore.com web sitesi olarak, CBAM sürecini başından itibaren yakından takip ediyoruz. Sektörün bu kritik dönüşüm sürecinde üretici, alıcı ve yan sanayi firmalarını bilgilendirmek — sektörel yayıncılığın temel işlevi olan bu köprü görevi — her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Sektörel yayınların bilgi akışı sağlama rolü, CBAM gibi karmaşık düzenlemelerin anlaşılması ve uygulanmasında kritik bir fonksiyon üstlenmektedir.
CBAM Takvimi ve Uygulama Aşamaları
CBAM, tek seferde devreye giren bir düzenleme değildir; kademeli bir geçiş süreciyle uygulamaya alınmaktadır. Bu kademeli yapı, hem AB ithalatçılarına hem de ihracatçı ülkelere uyum sağlamaları için zaman tanımak amacıyla tasarlanmıştır. CBAM nedir ve nasıl uygulanacak sorusunun yanıtı, büyük ölçüde bu takvimde gizlidir.
Geçiş Dönemi (Ekim 2023 – Aralık 2025)
CBAM’ın geçiş dönemi, 1 Ekim 2023 tarihinde başlamıştır. Bu dönemde AB’ye ithalat yapan firmalar yalnızca raporlama yükümlülüğüne tabidir; herhangi bir mali ödeme yapılmamaktadır. Geçiş döneminde ithalatçılar, ithal ettikleri ürünlerin gömülü (embedded) emisyonlarını üç aylık CBAM raporlarıyla AB’ye bildirmekle yükümlüdür. Bu raporlar, ürünün üretim sürecinde ortaya çıkan doğrudan ve dolaylı karbon emisyonlarını kapsamaktadır.
Geçiş döneminin temel amacı, veri toplama altyapısını kurmak, raporlama prosedürlerini test etmek ve ihracatçı ülkelerdeki üreticilerin emisyon verilerini ölçme kapasitesini geliştirmektir. Türk çelik üreticileri de bu dönemde AB ithalatçılarının taleplerini karşılamak üzere emisyon hesaplama ve raporlama çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.
Geçiş döneminde raporlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen veya hatalı raporlama yapan ithalatçılara yaptırım uygulanabilmektedir. AB, bu dönemi ciddiye almayan firmalar için uyarı ve ceza mekanizmaları öngörmüştür. Bu nedenle Türk ihracatçıların, AB’deki müşterilerine zamanında ve doğru emisyon verisi sağlaması, ticari ilişkilerin sağlıklı sürdürülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kesin Rejim (Ocak 2026 ve Sonrası)
1 Ocak 2026 tarihinde başlayan kesin rejim, CBAM’ın mali yükümlülüklerin devreye girdiği kritik aşamasıdır. Bu tarihten itibaren AB’ye ithal edilen CBAM kapsamındaki ürünler için ithalatçılar, ürünlerin gömülü emisyonlarına karşılık gelen CBAM sertifikası satın almak zorundadır. Sertifika fiyatı, AB ETS’teki haftalık ortalama karbon fiyatına endekslidir.
Kesin rejimde ithalatçılar, her yılın 31 Mayıs tarihine kadar bir önceki takvim yılında ithal ettikleri ürünlerin toplam gömülü emisyonlarını beyan etmek ve buna karşılık gelen CBAM sertifikalarını teslim etmek zorundadır. Sertifikalar, AB üye devletlerinin yetkili otoritelerinden satın alınmaktadır. Yetersiz sertifika teslim eden ithalatçılara, teslim edilmeyen her ton CO2 eşdeğeri için AB ETS ceza mekanizmasına paralel yaptırımlar uygulanacaktır. Bu mali yaptırımlar, eksik sertifika bedelinin üzerine ek ceza miktarı eklenerek hesaplanmaktadır.
2026–2034 Kademeli Geçiş
Kesin rejimin başlamasıyla birlikte CBAM sertifikası alım yükümlülüğü yüzde yüz olarak devreye girmemektedir. AB ETS kapsamında üreticilere verilen ücretsiz tahsisatların kademeli olarak kaldırılmasına paralel şekilde, CBAM yükümlülüğü de kademeli olarak artmaktadır. 2026’da ücretsiz tahsisatların bir kısmı hala devam ederken, bu tahsisatlar 2034 yılına kadar tamamen sıfırlanacaktır. Bu tarihten itibaren CBAM, gömülü emisyonların tamamı için geçerli olacaktır.
CBAM Takvimi ve Yükümlülükler
| Dönem | Tarih Aralığı | Yükümlülük Türü | Detay |
|---|---|---|---|
| Geçiş dönemi | Ekim 2023 – Aralık 2025 | Yalnızca raporlama | Üç aylık CBAM raporları, mali ödeme yok |
| Kesin rejim başlangıcı | Ocak 2026 | Raporlama + mali yükümlülük | CBAM sertifikası alımı başlar |
| Kademeli artış | 2026 – 2033 | Artan mali yükümlülük | Ücretsiz tahsisatlar kademeli azalır, CBAM payı artar |
| Tam uygulama | 2034 ve sonrası | Tam mali yükümlülük | Ücretsiz tahsisat sıfır, CBAM %100 uygulanır |
Bu takvim, Türk çelik ihracatçıları için net bir mesaj taşımaktadır: 2026 itibarıyla mali etki başlamıştır ve her yıl artacaktır. 2034’e kadar tam CBAM maliyetine hazırlıklı olmak, sektörün stratejik planlamasında merkezi bir yer tutmalıdır.
CBAM Kapsamındaki Sektörler
CBAM, başlangıçta karbon yoğunluğu yüksek olan ve karbon kaçağı riski taşıyan altı temel sektörü kapsamaktadır. Bu sektörler, AB ETS kapsamında zaten düzenlenen ve üretim süreçlerinde yoğun karbon emisyonu oluşturan endüstrilerdir.
Kapsam Dahilindeki Sektörler
-
Demir ve çelik: Ham çelik, çelik yarı mamul, yassı ürünler, uzun ürünler, boru ve profil dahil geniş bir ürün yelpazesi. Türkiye açısından en kritik sektör budur.
-
Alüminyum: Ham alüminyum ve alüminyum ürünleri. Elektroliz sürecinin yüksek enerji tüketimi nedeniyle karbon yoğun bir sektördür.
-
Çimento: Portland çimentosu ve klinker. Kimyasal proses emisyonları nedeniyle yüksek karbon ayak izine sahiptir.
-
Gübre: Azotlu gübreler ve üretim girdileri. Amonyak ve nitrik asit üretimindeki emisyonlar kapsamdadır.
-
Elektrik: AB’ye ithal edilen elektrik. Özellikle komşu ülkelerin AB’ye elektrik ihracatını etkiler.
-
Hidrojen: Yeşil, gri ve mavi hidrojen dahil tüm hidrojen türleri. AB’nin hidrojen stratejisi kapsamında eklenen bir sektördür.
Sektörler ve HS Kodları
| Sektör | Başlıca HS Kodları | Örnek Ürünler | Türkiye İhracatı |
|---|---|---|---|
| Demir ve Çelik | 72xx, 73xx | Ham çelik, yassı/uzun ürün, boru, profil | Yoğun — AB’ye en büyük çelik tedarikçilerden |
| Alüminyum | 76xx | Ham alüminyum, alüminyum profil, levha | Orta düzeyde |
| Çimento | 2523 | Portland çimentosu, klinker | Sınırlı |
| Gübre | 2808, 2814, 31xx | Üre, amonyum nitrat, karışık gübreler | Orta düzeyde |
| Elektrik | 2716 | Elektrik enerjisi | Minimal |
| Hidrojen | 2804 10 00 | Hidrojen gazı | Gelişen aşamada |
Demir çelik sektörü, CBAM kapsamındaki en geniş ürün yelpazesine ve en yüksek ticaret hacmine sahip sektördür. HS 72 (demir ve çelik) ve HS 73 (demir veya çelikten eşya) fasılları altında yüzlerce ürün kodu CBAM kapsamına girmektedir. Bu durum, Türkiye’nin AB’ye yönelik çelik ihracatının neredeyse tamamının CBAM’dan etkileneceği anlamına gelmektedir.
Avrupa Komisyonu, CBAM’ın kapsamını ilerleyen yıllarda genişletmeyi planlamaktadır. Organik kimyasallar, plastikler ve diğer karbon yoğun ürünlerin de kapsama alınması gündemdedir. Bu genişleme, Türkiye’nin AB ile ticaretinde CBAM’ın etkisini daha da artıracaktır.
CBAM kapsamındaki ürünlerin doğru sınıflandırılması, ihracatçı firmalar için kritik bir konudur. Gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTIP) kodlarının CBAM kapsamındaki HS kodlarıyla eşleştirilmesi, firmaların hangi ürünlerinin CBAM yükümlülüğüne tabi olduğunu belirlemesini sağlar. Bu konuda Türk Gümrük Mevzuatı ve AB’nin CBAM portalındaki ürün listesi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle çelik sektöründe bazı niş ürünlerin (örneğin belirli alaşımlı çelik kaliteleri veya özel profiller) CBAM kapsamına girip girmediği konusunda detaylı inceleme yapılması tavsiye edilmektedir.
CBAM Nasıl Çalışır: Teknik Detaylar
CBAM’ın işleyişini anlamak, mekanizmaya hazırlık sürecinin ilk ve en kritik adımıdır. CBAM nedir sorusunun teknik boyutunu kavramak, işletmelerin doğru stratejiler geliştirmesini sağlar. Mekanizma, birbirine bağlı birkaç temel bileşenden oluşmaktadır.
CBAM Sertifikası
CBAM’ın mali bileşeni, CBAM sertifikası sistemi üzerine kuruludur. AB’deki yetkili ithalatçılar (authorized CBAM declarant), ithal ettikleri ürünlerin gömülü emisyonlarına karşılık gelen sayıda CBAM sertifikası satın almak zorundadır. Her bir sertifika, bir ton CO2 eşdeğeri emisyonu temsil eder.
Sertifika fiyatı, AB ETS’teki karbon izinlerinin (allowance) haftalık ortalama ihale fiyatına endekslidir. Bu sayede CBAM sertifika fiyatı, AB içi üreticilerin ödediği karbon maliyetiyle eş düzeyde tutulmaktadır. 2026 başı itibarıyla AB ETS karbon fiyatı ton CO2 başına yaklaşık 65-80 avro bandında seyretmektedir.
Karbon Fiyatı Hesaplama
CBAM kapsamındaki maliyet hesaplaması birkaç temel adımdan oluşur:
- Gömülü emisyon hesabı: İthal edilen ürünün üretim sürecinde ortaya çıkan spesifik emisyonlar (ton CO2e / ton ürün) hesaplanır.
- Toplam gömülü emisyon: Spesifik emisyon x ithalat miktarı formülüyle toplam emisyon bulunur.
- Ücretsiz tahsisat düşümü: AB’de aynı ürünü üreten tesislere verilen ücretsiz tahsisat miktarı düşülür.
- Üçüncü ülke karbon vergisi mahsubu: İhracatçı ülkede ödenen karbon vergisi veya karbon fiyatı düşülür.
- Net CBAM yükümlülüğü: Kalan emisyon miktarı x CBAM sertifika fiyatı = ödenecek tutar.
Doğrudan ve Dolaylı Emisyonlar
CBAM, iki tür emisyonu kapsamaktadır:
-
Doğrudan emisyonlar (Scope 1): Üretim tesisindeki yakıt yanması ve kimyasal proseslerden kaynaklanan emisyonlar. Çelik üretiminde bu, fırınlarda kullanılan doğalgaz, kok kömürü ve indirgeme sürecindeki kimyasal reaksiyonlardan kaynaklanan CO2’yi kapsar.
-
Dolaylı emisyonlar (Scope 2): Üretim sürecinde tüketilen elektriğin üretiminden kaynaklanan emisyonlar. Elektrik ark ocağı (EAF) teknolojisinde yoğun elektrik kullanımı nedeniyle dolaylı emisyonlar önemli bir paya sahiptir. Ancak CBAM’ın kesin rejiminde dolaylı emisyonların hangi kapsamda dahil edileceği sektöre göre farklılık göstermektedir; çelik sektöründe başlangıçta yalnızca doğrudan emisyonlar dikkate alınmaktadır.
Üçüncü Ülke Karbon Vergisi Mahsubu
CBAM’ın önemli bir unsuru, ihracatçı ülkede halihazırda ödenen karbon fiyatının CBAM yükümlülüğünden mahsup edilebilmesidir. Eğer bir Türk çelik üreticisi, Türkiye’de uygulanan bir emisyon ticaret sistemi veya karbon vergisi kapsamında karbon maliyeti ödüyorsa, bu maliyet CBAM sertifika bedelinden düşülebilir. Bu konu, Türkiye’nin kendi ETS’ini kurma çalışmalarının neden bu kadar önemli olduğunu açıklamaktadır.
Raporlama ve Doğrulama
CBAM kapsamındaki emisyon verileri, akredite doğrulayıcılar tarafından bağımsız olarak doğrulanmalıdır. Raporlama, AB’nin belirlediği standart formatlarda yapılmakta ve aşağıdaki bilgileri içermektedir:
- Üretim tesisi tanımlama bilgileri
- Üretim miktarları ve süreçleri
- Enerji tüketimi ve kaynakları
- Doğrudan emisyon hesaplamaları (yakıt bazlı ve proses bazlı)
- Dolaylı emisyon hesaplamaları (tüketilen elektrik miktarı ve emisyon faktörü)
- Ülkede ödenen karbon vergisi veya ETS maliyeti
Türkiye Çelik Sektörüne Etki Analizi
CBAM’ın Türkiye çelik sektörü üzerindeki etkisi, sektörün AB ile olan derin ticari bağları nedeniyle son derece önemlidir. Bu bölümde, etki analizini veriler ve senaryolar ışığında ele alacağız.
AB’ye Çelik İhracatı Verileri
Türkiye, AB’nin en büyük çelik tedarikçilerinden biridir. Yıllık yaklaşık 7-9 milyon ton çelik ürünü AB ülkelerine ihraç edilmektedir. Bu ihracat, değer bazında 5-7 milyar avro düzeyine ulaşmaktadır. Başlıca ihracat kalemleri yassı ürünler (sıcak hadde, soğuk hadde, galvanizli), uzun ürünler (inşaat çeliği, profil) ve borulardır.
AB’nin toplam çelik ithalatında Türkiye’nin payı %15-20 düzeyindedir. Bu oran, Türkiye’yi AB’nin en büyük ikinci veya üçüncü çelik tedarikçisi konumuna getirmektedir. Başlıca hedef ülkeler arasında İtalya, İspanya, Almanya, Romanya ve Belçika yer almaktadır. İtalya, tek başına Türkiye’nin AB’ye yönelik çelik ihracatının önemli bir bölümünü oluşturmakta olup, coğrafi yakınlık ve deniz yolu bağlantısı bu ilişkiyi güçlendirmektedir.
Ürün bazında bakıldığında, AB’ye yapılan çelik ihracatında yassı ürünlerin payı giderek artmaktadır. Sıcak haddelenmiş rulo (HRC), soğuk haddelenmiş rulo (CRC) ve galvanizli ürünler, katma değeri yüksek ihracat kalemleri arasındadır. Uzun ürünlerde ise inşaat çeliği ve yapısal profiller AB pazarına yönelik ihracatın önemli bileşenlerini oluşturmaktadır. Bu ürün gruplarının her birinin farklı emisyon profilleri bulunmaktadır ve CBAM maliyet hesaplamasında ürün bazında spesifik emisyon değerleri kullanılmaktadır.
İhracat verileri ve pazar analizleri hakkında güncel bilgilere demircelikstore.com web sitesinden ulaşılabilir.
Ton Başına Maliyet Artışı
CBAM’ın çelik ihracatına getireceği ek maliyet, üretim teknolojisine ve emisyon yoğunluğuna bağlı olarak değişmektedir:
-
EAF (Elektrik Ark Ocağı) ile üretim: Hurda bazlı EAF üretiminde ton çelik başına doğrudan emisyon yaklaşık 0,4-0,6 ton CO2 düzeyindedir. 75 avro/ton CO2 karbon fiyatı üzerinden hesaplandığında, ton çelik başına yaklaşık 30-45 avro CBAM maliyeti ortaya çıkmaktadır.
-
BOF (Bazik Oksijen Fırını) ile üretim: Demir cevheri bazlı entegre üretimde ton çelik başına doğrudan emisyon 1,8-2,2 ton CO2 düzeyindedir. Aynı karbon fiyatıyla hesaplandığında, ton çelik başına 135-165 avro CBAM maliyeti söz konusudur.
Bu fark, Türkiye’nin EAF ağırlıklı üretim yapısının CBAM kapsamında ne denli önemli bir avantaj sağladığını çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.
EAF vs BOF: Türkiye’nin Yapısal Avantajı
Türkiye demir çelik sektöründe ham çelik üretiminin %70-75’i EAF teknolojisiyle gerçekleştirilmektedir. Bu oran, dünya ortalaması olan %28-30’un çok üzerindedir. EAF’ın hurda bazlı üretim yapısı, demir cevheri bazlı BOF’a kıyasla %50-60 daha düşük karbon emisyonuyla sonuçlanmaktadır.
Bu yapısal avantaj, CBAM uygulamasında Türkiye’yi Çin (%90+ BOF), Hindistan (%55-60 BOF), Rusya (%70+ BOF) ve Ukrayna gibi rakip ülkelere karşı güçlü bir konuma getirmektedir. Bir Çin çelik üreticisinin ton başına ödeyeceği CBAM maliyeti, bir Türk EAF üreticisinin ödeyeceği maliyetin 3-4 katı olabilir.
Aşağıdaki tablo, farklı ülkelerin çelik üretim teknolojisi dağılımını ve bunun CBAM maliyet etkisini karşılaştırmalı olarak göstermektedir:
| Ülke | EAF Payı | BOF Payı | Tahmini Spesifik Emisyon (ton CO2/ton çelik) | Tahmini CBAM Maliyeti (avro/ton çelik)* |
|---|---|---|---|---|
| Türkiye | %70-75 | %25-30 | 0,6-0,9 | 30-55 |
| Çin | %10 | %90 | 1,8-2,2 | 135-165 |
| Hindistan | %40-45 | %55-60 | 1,4-1,8 | 105-135 |
| Rusya | %25-30 | %70-75 | 1,5-1,9 | 113-143 |
| Güney Kore | %30-35 | %65-70 | 1,3-1,7 | 98-128 |
*75 avro/ton CO2 karbon fiyatı ve tam CBAM uygulaması (2034 sonrası) üzerinden hesaplanmıştır.
Bu karşılaştırma, Türkiye’nin CBAM sonrası dünyada AB çelik pazarında ne denli avantajlı bir konumda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ancak bu avantajın korunması ve güçlendirilmesi için sürekli yatırım ve iyileştirme gerekmektedir.
Hurda Bazlı Üretimin Avantajı
Türkiye’nin hurda bazlı çelik üretim modeli, CBAM bağlamında birden fazla avantaj sunmaktadır:
- Düşük doğrudan emisyon: Hurda eritme, demir cevheri indirgemesine göre çok daha az CO2 üretir.
- Döngüsel ekonomi uyumluluğu: Geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı, AB’nin döngüsel ekonomi politikalarıyla uyumludur.
- Esneklik: EAF’lar daha hızlı devreye alınıp kapatılabilir; pazar koşullarına göre üretim ayarlanabilir.
- Yenilenebilir enerji entegrasyonu: EAF’ların elektrik bazlı çalışması, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi kolaylaştırır. Yeşil elektrik kullanıldığında dolaylı emisyonlar da sıfıra yaklaşır.
Sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi konusunda detaylı bilgi için Sürdürülebilir Üretim ve Döngüsel Ekonomi makalemizi incelemenizi öneririz.
Senaryolar
Düşük senaryo (AB ETS karbon fiyatı 60 avro/ton CO2): Türk EAF üreticileri için ton çelik başına yaklaşık 24-36 avro ek maliyet. Yıllık toplam CBAM maliyeti 170-320 milyon avro düzeyinde.
Baz senaryo (AB ETS karbon fiyatı 75 avro/ton CO2): Ton çelik başına yaklaşık 30-45 avro ek maliyet. Yıllık toplam CBAM maliyeti 210-400 milyon avro düzeyinde.
Yüksek senaryo (AB ETS karbon fiyatı 100 avro/ton CO2): Ton çelik başına yaklaşık 40-60 avro ek maliyet. Yıllık toplam CBAM maliyeti 280-540 milyon avro düzeyinde.
Bu senaryolar, ücretsiz tahsisatların kademeli olarak kaldırılmasıyla birlikte 2034’e doğru çok daha ağır bir mali yüke dönüşecektir. Sektörün şimdiden gerekli yatırımları yapması ve emisyon yoğunluğunu düşürmesi büyük önem taşımaktadır. Sektörel analizler ve güncel fiyat verileri için demircelikstore.com web sitesini ve steelnews.com.tr portalını düzenli takip etmenizi öneririz.
Türkiye ETS (Emisyon Ticaret Sistemi)
CBAM’ın Türkiye çelik sektörü üzerindeki mali etkisini azaltmanın en doğrudan yolu, Türkiye’nin kendi emisyon ticaret sistemini (ETS) kurmasıdır. Türkiye’de ödenen karbon fiyatı, CBAM sertifika bedelinden mahsup edilebildiğinden, ulusal bir ETS oluşturmak stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir.
Türkiye ETS Hazırlıkları
Türkiye, Paris Anlaşması’nı 2021 yılında onaylamış ve 2053 yılı net sıfır emisyon hedefini açıklamıştır. Bu hedef doğrultusunda ulusal bir emisyon ticaret sistemi kurulması çalışmaları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülmektedir. Dünya Bankası ve AB’nin teknik destek programlarından yararlanan Türkiye, ETS altyapısının oluşturulması için kapsamlı bir yol haritası hazırlamıştır.
Hazırlık sürecinde emisyon izleme, raporlama ve doğrulama (MRV — Monitoring, Reporting, Verification) sisteminin kurulması kritik bir aşamadır. Türkiye’de 2015 yılından itibaren belirli endüstriyel tesislerde sera gazı emisyon izleme ve raporlama yönetmeliği uygulanmaktadır. Bu yönetmelik, ETS’nin veri altyapısının temelini oluşturmaktadır.
Pilot ve Tam Uygulama Takvimi
Türkiye ETS’inin tahmini takvimi şu şekilde öngörülmektedir:
- 2024-2025: Kapasite geliştirme, mevzuat hazırlığı ve pilot tasarım
- 2026-2027: Pilot uygulama — sınırlı sayıda sektör ve tesisle gönüllü veya zorunlu pilot sistem
- 2028 ve sonrası: Tam uygulama — geniş sektörel kapsam ve zorunlu katılım
Bu takvim, AB’nin CBAM tam uygulama tarihiyle (2034) uyum sağlamayı hedeflemektedir. Ancak pilot uygulamanın 2026-2027’de devreye girmesi durumunda bile, geçiş döneminde ödenen karbon fiyatının CBAM’dan mahsup edilip edilemeyeceği önemli bir soru işaretidir. AB’nin Türkiye ETS’ini “etkin bir karbon fiyatlandırma mekanizması” olarak tanıması gerekmektedir.
CBAM-Türkiye ETS İlişkisi
Türkiye ETS’inin CBAM ile ilişkisi iki temel boyutta ele alınmalıdır:
Mali boyut: Türkiye ETS kapsamında çelik üreticilerinin ödediği karbon fiyatı, CBAM sertifika bedelinden düşülebilir. Örneğin Türkiye ETS’inde ton CO2 başına 30 avro ödeniyor ve AB ETS’inde karbon fiyatı 75 avro ise, CBAM kapsamında yalnızca aradaki 45 avroluk fark ödenir. Bu mahsup mekanizması, sektörün toplam karbon maliyetini önemli ölçüde azaltabilir.
Stratejik boyut: Türkiye ETS’inin varlığı, AB ile iklim politikaları alanında daha güçlü bir müzakere pozisyonu sağlar. Uzun vadede, AB ile karbon piyasası entegrasyonu veya karşılıklı tanıma anlaşmaları gibi mekanizmalar gündeme gelebilir.
Mahsup İmkanı
CBAM düzenlemesine göre, ihracatçı ülkede ödenen “etkin karbon fiyatı” (effective carbon price) CBAM yükümlülüğünden mahsup edilebilir. Bu mahsup için aşağıdaki koşulların sağlanması gerekmektedir:
- Karbon fiyatlandırma mekanizmasının yasal dayanaklarla belirlenmiş olması
- Fiyatın gerçekten ödenmiş olması (ücretsiz tahsisat veya muafiyetlerle azaltılmamış kısmı)
- Ödemenin belgelenmesi ve doğrulanabilir olması
- AB tarafından söz konusu mekanizmanın tanınması
Bu koşullar, Türkiye ETS’inin tasarımında dikkate alınması gereken kritik parametrelerdir. Türkiye’nin ETS kurma sürecinde AB ile teknik düzeyde yoğun bir diyalog yürütmesi ve sistemin CBAM mahsubuna uygunluğunun en başından itibaren sağlanması, sektörün uzun vadeli rekabet gücü açısından belirleyici olacaktır. Bu konudaki gelişmeleri demircelik.com.tr portalından düzenli olarak takip edebilirsiniz.
İşletmeler İçin CBAM Uyum Rehberi
CBAM, Türkiye çelik sektöründeki işletmeler için kapsamlı bir hazırlık süreci gerektirmektedir. Bu bölümde, adım adım bir uyum rehberi sunuyoruz.
Adım 1: Mevcut Durum Analizi
Her şeyden önce, işletmenizin mevcut karbon ayak izini anlamanız gerekmektedir. Bu analiz şunları kapsamalıdır:
- AB’ye ihraç ettiğiniz ürün gruplarının belirlenmesi
- Bu ürünlerin CBAM kapsamındaki HS kodlarının doğrulanması
- AB’ye yönelik yıllık ihracat miktarlarınızın derlenmesi
- Mevcut emisyon verilerinizin değerlendirilmesi
Adım 2: Karbon Ayak İzi Ölçümü
CBAM kapsamında raporlanması gereken gömülü emisyonların doğru hesaplanması, sürecin en teknik aşamasıdır:
- Scope 1 (doğrudan) emisyonlar: Tesisinizde yakılan doğalgaz, kok kömürü ve diğer yakıtlardan kaynaklanan emisyonlar ile kimyasal proses emisyonlarının ölçülmesi
- Scope 2 (dolaylı) emisyonlar: Satın alınan elektriğin karbon yoğunluğuna göre hesaplanan emisyonların belirlenmesi
- Spesifik emisyon değeri: Ton ürün başına CO2 eşdeğeri emisyonun hesaplanması (ton CO2e / ton çelik)
Karbon ayak izi ölçümünde GHG Protokolü (Greenhouse Gas Protocol) ve ISO 14064 standartları temel referans çerçeveleri olarak kullanılmaktadır.
Adım 3: Raporlama Altyapısının Kurulması
AB’nin belirlediği CBAM raporlama formatına uygun veri toplama ve raporlama sisteminizi kurmanız gerekmektedir:
- Enerji tüketim verilerinin otomatik izlenmesi (doğalgaz, elektrik, diğer yakıtlar)
- Üretim miktarlarının ürün bazında kaydedilmesi
- Hammadde girdilerinin ve bileşimlerinin takip edilmesi
- Emisyon hesaplama yazılımı veya modüllerinin devreye alınması
- Raporların AB’nin geçici CBAM portalına uygun formatta hazırlanması
Adım 4: Akredite Doğrulayıcı ile Çalışma
CBAM kapsamındaki emisyon verileri, bağımsız ve akredite bir doğrulayıcı kuruluş tarafından onaylanmalıdır. İşletmelerin yapması gerekenler:
- AB tarafından tanınan akredite doğrulayıcı kuruluşların belirlenmesi
- Doğrulama kapsamı ve takvimi üzerinde anlaşma sağlanması
- İç denetim süreçlerinin doğrulamaya hazır hale getirilmesi
- Doğrulama bulgularına göre iyileştirme aksiyonlarının planlanması
Adım 5: Emisyon Azaltma Stratejisi
Uzun vadede CBAM maliyetini en aza indirmenin yolu, üretim sürecindeki karbon emisyonlarını azaltmaktır:
- Enerji verimliliği yatırımları (atık ısı geri kazanımı, proses optimizasyonu)
- Yenilenebilir enerji kullanım payının artırılması
- Hurda kalitesinin iyileştirilmesi ve şarj optimizasyonu
- Dijital izleme ve kontrol sistemleriyle proses verimliliğinin artırılması
- Karbon yakalama ve depolama (CCUS) teknolojilerinin değerlendirilmesi
Adım 6: Tedarik Zinciri Uyumu
CBAM hazırlığı yalnızca üretim tesisiyle sınırlı değildir; tedarik zincirinin tamamını kapsar:
- Hammadde tedarikçilerinden emisyon verisi talep edilmesi
- Enerji tedarikçilerinden yeşil enerji sertifikası temini
- Lojistik süreçlerin karbon ayak izi değerlendirmesi
- Müşteri (AB ithalatçıları) iletişim ve veri paylaşım protokollerinin oluşturulması
CBAM uyum süreçleri ve yeşil çelik dönüşümü hakkında güncel bilgilere yesilcelik.com ve greensteel.com.tr platformlarından ulaşabilirsiniz. Sektörel yayıncılığın bu süreçteki bilgilendirme işlevi, işletmelerin doğru ve zamanında adım atması için hayati önem taşımaktadır.
CBAM Hazırlık Kontrol Listesi
- AB’ye ihraç edilen CBAM kapsamındaki ürünlerin tespiti
- Tesis bazında Scope 1 ve Scope 2 emisyonlarının hesaplanması
- Spesifik emisyon değerlerinin ürün bazında belirlenmesi
- AB raporlama formatına uygun veri toplama sisteminin kurulması
- Akredite doğrulayıcı kuruluşla sözleşme yapılması
- AB ithalatçılarıyla veri paylaşım protokolünün oluşturulması
- Emisyon azaltma yol haritasının hazırlanması
- Türkiye ETS gelişmelerinin takip edilmesi
- Personel eğitim programının planlanması
- CBAM maliyet tahminlerinin bütçeye yansıtılması
CBAM ve Yeşil Çelik Fırsatı
CBAM, ilk bakışta yalnızca bir maliyet unsuru gibi görünse de, aslında Türkiye çelik sektörü için önemli bir rekabet fırsatı penceresi açmaktadır. Düşük karbonlu üretim yapan üreticiler, yüksek karbonlu rakiplerine kıyasla CBAM’dan çok daha az etkilenecek ve AB pazarında rekabet avantajı kazanacaktır.
Düşük Karbonlu Üretimin Rekabet Avantajı
Türkiye’nin hurda bazlı EAF üretim yapısı, CBAM dünyasında doğal bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Ancak bu avantajı korumak ve güçlendirmek için ek yatırımlar yapılması gerekmektedir:
- Yenilenebilir enerji entegrasyonu: EAF’larda kullanılan elektriğin yenilenebilir kaynaklardan sağlanması, dolaylı emisyonları sıfıra yaklaştırarak “yeşil çelik” üretimini mümkün kılar.
- Enerji verimliliği: İleri otomasyon, dijital ikiz ve yapay zeka destekli proses kontrolü ile eritme sürecinde enerji tüketimini azaltmak, hem maliyet hem de emisyon avantajı sağlar.
- Hidrojen bazlı üretim: Uzun vadede doğalgaz yerine yeşil hidrojen kullanımıyla doğrudan emisyonların da minimize edilmesi, çelik sektörünün en iddialı dekarbonizasyon hedefini temsil etmektedir.
Yeşil Çelik Primi
Düşük karbonlu çelik, küresel pazarda giderek artan bir “yeşil prim” (green premium) ile işlem görmektedir. AB’deki inşaat firmaları, otomotiv üreticileri ve altyapı yatırımcıları, karbon ayak izi düşük çelik ürünleri için ek bedel ödemeye hazırdır. Bu eğilim, sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve ESG (Çevre, Sosyal, Yönetişim) kriterlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte daha da güçlenmektedir.
Yeşil çelik primi, ton başına 20-50 avro arasında bir fiyat avantajı sağlayabilir. Bu prim, CBAM maliyetini kısmen veya tamamen karşılayabilecek düzeydedir. Türk çelik üreticileri, düşük karbonlu üretimlerini belgeleyerek ve sertifikalandırarak bu yeşil primden yararlanabilir.
Yeşil çelik sertifikasyonunda Çevresel Ürün Beyannamesi (EPD — Environmental Product Declaration), ResponsibleSteel sertifikası ve Science Based Targets (SBTi) gibi uluslararası çerçeveler giderek daha fazla önem kazanmaktadır. AB’deki müşteriler, tedarikçilerinden bu tür belgeleri talep etmeye başlamıştır. Türk çelik üreticilerinin proaktif bir yaklaşımla bu sertifika süreçlerine dahil olması, AB pazarındaki konumlarını pekiştirecektir. Ayrıca AB Taksonomisi kapsamında yeşil yatırım olarak sınıflandırılan düşük karbonlu çelik üretimi, AB’deki finansal kurumlardan daha uygun koşullarda finansman sağlama imkanı da sunmaktadır.
Yeşil çelik kavramı, üretim teknolojileri ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyeli hakkında kapsamlı bilgi için Yeşil Çelik Nedir? Sürdürülebilir Çelik Üretimi makalemize göz atmanızı öneririz. Ayrıca yeşil çelik ve sürdürülebilirlik konularındaki güncel gelişmeleri yesilcelik.com ve greensteel.com.tr platformlarından takip edebilirsiniz.
CBAM’ın Küresel Ticarete ve Rekabete Etkisi
CBAM, yalnızca Türkiye’yi değil, AB’ye çelik ihraç eden tüm ülkeleri etkileyen küresel ölçekte bir mekanizmadır. Bu düzenleme, uluslararası çelik ticaretinin dinamiklerini köklü bir biçimde değiştirme potansiyeline sahiptir.
Ticaret Akışlarının Yeniden Şekillenmesi
CBAM’ın devreye girmesiyle birlikte, yüksek karbon yoğunluklu üretim yapan ülkelerin AB pazarındaki rekabet gücü azalacaktır. Bu durum, küresel çelik ticaret akışlarının yeniden yapılanmasına yol açabilir. Çin ve Hindistan gibi BOF ağırlıklı üretim yapan ülkelerin AB’ye çelik ihracatı azalabilirken, Türkiye gibi EAF ağırlıklı üreticilerin pazar payı artabilir.
Ancak bu fırsat beraberinde riskleri de getirmektedir. Yüksek CBAM maliyetiyle karşılaşan ülkeler, çelik ihracatlarını CBAM uygulanmayan pazarlara yönlendirebilir. Bu durum, Türkiye’nin AB dışı pazarlardaki rekabetini artırabilir. Örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güneydoğu Asya pazarlarında Çin ve Hindistan çeliğinin daha agresif bir fiyatlandırma stratejisi izlemesi olasıdır.
Diğer Ülkelerin CBAM Benzeri Girişimleri
AB’nin CBAM uygulaması, diğer gelişmiş ekonomileri de benzer mekanizmalar geliştirmeye teşvik etmektedir. İngiltere kendi CBAM versiyonunu hazırlık aşamasındadır. Kanada, ABD ve Avustralya gibi ülkelerde de sınırda karbon düzenleme tartışmaları sürmektedir. Bu eğilim, küresel ölçekte karbon fiyatlandırmasının yaygınlaşacağına ve karbon yoğun üretimin her geçen gün daha maliyetli hale geleceğine işaret etmektedir.
Bu küresel trend, Türk çelik sektörü için iki temel mesaj taşımaktadır. Birincisi, düşük karbonlu üretime yatırım yapmak yalnızca AB pazarı için değil, tüm gelişmiş ekonomi pazarları için stratejik bir zorunluluktur. İkincisi, erken harekete geçen ülkeler ve firmalar, bu dönüşüm sürecinde kalıcı rekabet avantajı elde edecektir.
Sektörel Yayıncılığın CBAM Sürecindeki Rolü
CBAM gibi karmaşık ve çok boyutlu bir düzenleme, sektörde güvenilir, güncel ve derinlemesine bilgi akışını zorunlu kılmaktadır. Sektörel yayıncılığın temel işlevi olan alıcı ile üretici arasında köprü kurma misyonu, CBAM sürecinde daha da kritik bir hal almaktadır.
Sektörel yayıncılığın her sektörde üç temel ayağı vardır: üreten-satan firmalar, imalatçı alıcılar ve yan sanayi. CBAM, bu üç ayağın tamamını etkilemektedir. Çelik üreticileri, doğrudan emisyon ve raporlama yükümlülükleriyle karşı karşıyadır. AB’deki alıcılar, CBAM sertifika maliyetini tedarikçileriyle paylaşma veya düşük karbonlu tedarikçilere yönelme arayışındadır. Yan sanayi firmaları ise enerji verimliliği, emisyon ölçüm ve dijital izleme çözümleriyle sektöre hizmet vermektedir.
demircelikstore.com web sitesi ve dijital platformlarımız — demircelik.com.tr, steelnews.com.tr — CBAM gelişmelerini düzenli olarak takip ederek sektör profesyonellerini bilgilendirmektedir. Karbon fiyatı gelişmeleri, AB’deki mevzuat değişiklikleri, Türkiye ETS hazırlıkları ve sektörel uyum çalışmaları hakkındaki güncel haberler, sektörel yayınlarımız aracılığıyla sektörün tüm paydaşlarına ulaşmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
CBAM nedir ve ne zaman başlıyor?
CBAM (Carbon Border Adjustment Mechanism — Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması), Avrupa Birliği’nin AB’ye ithal edilen belirli ürünlere karbon maliyeti uyguladığı bir düzenleme mekanizmasıdır. CBAM’ın geçiş dönemi Ekim 2023’te başlamış olup bu dönemde yalnızca raporlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Mali yükümlülüklerin devreye girdiği kesin rejim, 1 Ocak 2026 tarihinde başlamıştır. Ücretsiz tahsisatların tamamen kaldırılarak CBAM’ın tam kapsamda uygulanması ise 2034 yılında gerçekleşecektir.
CBAM hangi sektörleri kapsıyor?
CBAM, başlangıçta altı sektörü kapsamaktadır: demir ve çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen. Bu sektörler, karbon yoğunluğu yüksek olan ve karbon kaçağı riskinin en fazla olduğu endüstrilerdir. AB, kapsamı ilerleyen yıllarda organik kimyasallar ve plastikler gibi diğer sektörlere genişletmeyi planlamaktadır.
Türkiye CBAM’dan nasıl etkilenecek?
Türkiye, AB’nin en büyük çelik tedarikçilerinden biri olarak CBAM’dan doğrudan etkilenmektedir. Ancak Türkiye’nin çelik üretiminin %70-75’inin hurda bazlı elektrik ark ocağı (EAF) teknolojisiyle gerçekleştirilmesi, önemli bir avantaj sağlamaktadır. EAF üretimi, demir cevheri bazlı üretime göre ton başına %50-60 daha düşük karbon emisyonuyla sonuçlandığından, Türk çelik üreticilerinin CBAM maliyeti Çin, Hindistan veya Rusya gibi BOF ağırlıklı ülkelere kıyasla belirgin şekilde düşük olacaktır. Türkiye demir çelik sektörünün bu yapısal avantajını korumak ve güçlendirmek için enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları kritik önemdedir.
İşletmem CBAM’a nasıl hazırlanmalı?
CBAM’a hazırlık altı temel adımda gerçekleştirilmelidir: (1) AB’ye ihraç ettiğiniz CBAM kapsamındaki ürünleri belirleyin, (2) tesisinizin karbon ayak izini Scope 1 ve Scope 2 düzeyinde ölçün, (3) AB raporlama formatına uygun veri toplama altyapısını kurun, (4) akredite bir doğrulayıcı kuruluşla çalışın, (5) emisyon azaltma yol haritanızı hazırlayın, (6) tedarik zincirinizin tamamında uyum çalışmalarını başlatın. Detaylı bilgi için bu makalemizin “İşletmeler İçin CBAM Uyum Rehberi” bölümüne başvurabilirsiniz.
CBAM hakkında güncel gelişmeleri nereden takip edebilirim?
CBAM ve karbon düzenlemeleri hakkında güncel bilgilere birden fazla kaynaktan ulaşabilirsiniz. demircelikstore.com web sitesini ziyaret edebilir, iletişim sayfasından CBAM konusunda detaylı bilgi ve danışmanlık alabilirsiniz. steelnews.com.tr portalı da CBAM gelişmelerini düzenli olarak takip ederek sektör profesyonellerini bilgilendirmektedir. Yeşil çelik ve sürdürülebilirlik konusunda yesilcelik.com ve greensteel.com.tr platformları güncel bilgi sunmaktadır. AB’nin resmi kaynakları arasında Avrupa Komisyonu’nun CBAM portalı ve EU ETS verileri de önemli referanslardır. Türkiye’deki hazırlık süreçleri için ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın duyurularını takip edebilirsiniz.